Sporda “AKIŞ” (FLOW): Optimal Performans Duygu Durumu

“Turun son günüydü.  Üzerimdeki formayı 100 km sonundaki Finish çizgisine taşımalıydım. Ve son 7 km çok zorlu bir tırmanıştı. Hem çok büyük bir baskı hem de müthiş bir prestijdi benim için. Ve yaptım! Tamamıyla kendimi kaptırmıştım, %110! O an önemli olan yalnızca oydu.  3 saat boyunca nasıl oldu da tamamıyla odaklanmış, adeta sürece kilitlenmiş olabildim şaşıyorum. Çünkü genelde özellikle de baskı altında aklım oradan oraya uçar gider. Bedenen müthiş hissediyordum. Sanki  hiçbirşey ters gidemezmiş gibi hissediyordum. Ve hiçbirşey ama hiçbirşey beni durduramaz, bana engel olamaz gibi! Herşeyin üstesinden gelebilirim ve hiçbir olasılık beni korkutamaz! Bu müthiş çoşturan birşey! Bu kafayı bulmak gibi! Yarıştan sonra da bir süre kendime gelemedim. Sanki yeniden bisikletin üzerine çıkmalıydım, tekrar o tepeye tırmanmalıydım!”    

Simon, Bisikletçi

Sporcuların “kafayı bulmak”, “en üstte olmak”, “ mükemmel anlar”, “ tepe noktasında olmak”, “ zirve deneyimleri” gibi tabirlerle tanımlamaya çalıştıkları zihinsel, duygusal ve bedensel bütünlük haline Csikszentmihalyi ve Jackson “FLOW”, yani bizim dilimizde “AKIŞ” diyorlar. Özünde ototelik yani kendi içinde ödüllendirici bir deneyim olarak tanımlanan AKIŞ halininin değişmeyen iki anahtar özelliği vardır: Keyif/Zevk Alma ve Optimal Deneyim/Performans.

“… performasın sıradışı ve sürekli olduğu, otomatik ve akışkan olduğu özel bir yer… Bir sporcu tüm baskılardan sıyrılıp, bedenine, o  çok iyi öğrendiği performansını  ortaya koymasına izin verir. Yarışmak hem eğlenceli, hem de heyecanlıdır.” (Murphy, 1996).

Spordaki “Tepe Noktasındaki” deneyimlerin aktarılan ortak özellikleri; içinde bulunduğun ana odaklanma,hareketin ve farkındalığın neredeyse çaba göstermeksizin içiçe geçip birbirini tamamlayışı, kişisel egolardan sıyrılma, kontrol hissi, net geribildirim alabilme, doğal, enerjik,keyifli, pozitif, kendine güvenen, bedensel rahatlığın yaşandığı  ve kendi içinde ödüllendirici bir varoluştur. (Loehr, 1986)

En iyi sporcuların, en iyi performanslarını yeniden değerlendirmeleri ve o durumdaki duygu, düşünce, bedensel duyumlarını tanımlamaları istendiğinde, ortaya hep bu  benzer  tablo çıkmıştır. Bahsedilen ortak  özelliklerle tanımlanan bu anlar ayrıcalıklı, müthiş değerli ve oldukça anlamlı olarak hafızalarına kazınmıştır. Öyle ki bu “Zirve Deneyimleri” yaşayan sporcular tekrar aynı keyfi ve heyecanı yaşayabilmek adına nerdeyse ara vermeksizin yeniden yarışma arzusu, isteği ve enerjisiyle dolu olduklarını dile getirmişlerdir.

Böyle bir deneyim performansımızı ortaya koyduğumuz herhangibir aktivitede yalnızca “iyi” olmakla yaşanılmaz. AKIŞ’I betimleyen, anlamamıza dolayısıyla kendi deneyimlerimizdeki AKIŞ hallerini keşfetmemizi sağlayacak dokuz tane evrensel ilke vardır.

AKIŞ öncelikli olarak bir beceri ve mücadele dengesi gerektirir. Csikszentmihalyi AKIŞ’ı yani “Optimal Performans Duygu Durumu” ’nu, spor ve fiziksel aktivite ortamında, kişilerin ortaya koydukları becerileri ile o anda algılanan durum, gereklilikler ve ya mücadele arasında kurdukları denge sonucunda oluşan ‘optimal zihinsel durum’ olarak anlatır. Bir diğer deyişle beceri ve beklenilen performansın zorluğu birbirlerini kovalar ve besler şekilde artmalıdır. Beklenti veya görevin zorluğu  varaolan becerinin çok üzerindeyse kişi kaygılanır, eğer bunun tam aksine varolan beceri beklentinin ya da görevin gerektirdiğinin çok ötesindeyse kişi sıkılır ve bu her iki senaryoda da kişi arzu ettiği performansı ortaya koyamaz.  Ne zaman ki beceri ve mücadele birbirinin ayağına basmadan ahenkle dans ederler, o zaman kişi kendini AKIŞ’a bırakabilir.

Görev Zorluğu ve Beceri Dengesinin dışında  AKIŞ’ I tanımlayan diğer boyutlar nelerdir?

Hareket ve Farkındalık Bütünlüğü:
Zihin bedene dışarıdan bakmaz, tam aksine zihin ve beden bir olur. Üzerinde oturduğunuz sele bedenin bir uzantısı gibidir. Ve o an yaptığınız hareket günlük, çok iyi bildiğiniz dolayısıyla çaba sarfetmeksizin ortaya koyduğunuz bir  eylemdir. Seyircileri, sesleri, herşeyi farkında olmakla birlikte herşey sanki sizden çok uzaktadır.

Açık ve Net Hedefler:
Hedefler eylemi yönlendirir ve odak sağlar. Neyi amaçladığımızı ne kadar iyi biliyorsak, dikkatimiz o kadar odaklıdır. Neyi stediğimizi bilmek yolun adımlarını net ve açık kılar. Henüz bir sonraki hamleyi yapmadan o hamlenin ne olduğunu ve bizi nereye götüreceğini biliriz. Bir sporcu bunu şöyle anlatır: “Olay gerçekleşmeden olayın sonucunun ne olacağını ve nasıl etkiler yaratacağını bilir ve hatta ona dokunabilir gibisinizdir.”

Açık ve Net Geribildirim:
Geribildirim sporcunun o anki performansına dair bilgilenmesini dolayısıyla hedefe kilitlenmiş gidişhatını doğru ve sürdürülebilir kılması için çok önemlidir. Kişinin kendi bedensel hareketleri, kendi bedeni, dışarıdan gelen ipuçları kişinin ortaya koyduğu performansla olan bağını devam ettirmesini ve kontrolde olmasını sağlar.

Eldeki Göreve Odaklanma:
Bir güreşçinin zihni oradan oraya gezinirse, sırtı yerden kalkmaz, ya da bir koşucunun aklı çok ileriyi ya da çok gerileri düşünüyorsa mevcut temposunu kaybeder. Deneyim bütünseldir. Kişi kendi bulunduğu noktayı, o an yaptığı hareketi ne kadar farkındaysa, etrafında olup biteni yani rakiplerinin konumlarını, hareketlerini, seyircinin tepkilerini, koçun yönlendirmelerini bir o kadar farkındadır. Büyük resimdir deneyimlenen. AKIŞ’ta yalnızca şu anda olma ve şu ana odaklanma vardır. “Bir gün yağmur çamurda dört saat bisiklete bindim. Ve sanırım yalnızca yerdeki beyaz çizgiyi hatırlıyorum. Ve bir de önümdeki sporcunun tekerini. Dört saate dair hatırladığım yalnızca bu!” diye sürdürülebilir odağı örnekliyor bir sporcu.

Kontrol Duygusu:
AKIŞ’ta kişi karşısına çıkabilecek her türlü zorlukla başedebileceği inancını taşır. Kaynakları sınırsızdır, kendi becerilerine güvenir ve eldeki görev yapılabilirdir. ‘Hiçbir şey yanlış gidemez.’ duygusu hakimdir ve bu kontrolde olma hissi sporcuyu başarısızlık korkusundan uzaklaştırır, başarma arzusunu daha da fazla tetikler.

Kendilik Farkındalığının Azalması:
Kişi AKIŞ’ta olduğu zaman kendisine dair endişesi ortadan kalkar. Paradoksal olarak kontrol hissiyle gelen bir kendini bırakma hali söz konusudur. Kişinin kaynakları o kadar fazla, gücü o kadar yoğun, inancı o kadar kuvvetlidir ki artık kendini düşünmeye ihtiyacı yok gibidir. Diğerlerinin kendisini nasıl gördüğü endişesi, başarılı olma kaygısı artık çok uzaktır.

Zamanın Dönüşümü (Zamanın Farklı Algılanması):
AKIŞ’ta zaman genelde ‘yavaşlıyor’ olarak tanımlanır. Sanki herşey ağır çekime girmiştir. Tüm detaylar ortadadır ve zaman durağandır. Bazı sporcular bunun tam tersi bir deneyimden bahsederler. Zaman uzar ve sanki performansı ortaya koymak için sonsuz bir zaman vardır, kişi acele etmeden hünerini sergiler. Ortak olan, zaman algısının içinde bulunduğumuz hal ile değişiyor olmasıdır.

Ototelik Deneyim (Amaca Ulaşma Deneyimi) :
Sporcuların AKIŞ’I  tanımlarken en büyük çoşkuyla anlattıkları boyut budur. Yaptığımızı, yalnızca yapmak istediğimiz için, kendi keyfimiz için, ve yapmış olmanın hazzını ödülün ta kendisi olarak gördüğümüz için, yaşanılan deneyim AKIŞ olarak anlatılıyor. “Başından sonuna kadar muhteşemdi.” “Müthiş bir çoşku, müthiş bir heyecandı.”  “Şampiyon gibi hissettim.” “ Herşeye değerdi.”  Bazı sporcular bu duyguyu “acı hissetmeme”, “ güçlü hissetme”, “ sonsuz bir enerjiye sahip olma”, “gösterilen çabadan keyif alma” olarak da tanımlıyorlar. İşte bu yüzden  sporcular daha fazla AKIŞ yaşama peşindedirler.

AKIŞ yalnızca sporcuların yaşayabileceği bir duygu durum değildir. Yaptığımız her türlü işte, ortaya koyduğumuz her performans türünde AKIŞ’ı yaşayabiliriz. AKIŞ’ı yaşadığımız anlar, güçlü yanlarımızı yani – hem iyi olduğumuz, hem keyif aldığımız hem de sık sık ortaya koyma çabasında olduğumuz özelliklerimizi – kullandığımız anlardır. Dolayısıyla içinde kaybolur, aldığımız keyfi, kişisel tatmini tekrar tekrar yaşamak için daha fazla gayret etmeye gönüllü oluruz.

Artık performans bir zorunluluk, bir beklenti, bir sınanma hali değildir. Performans kendimizden keyif alarak, kendimizi ortaya koyduğumuz, tüm dünyaya sergilercesine bir yandan da bir dünya yokmuşcasına kendimizde kaybolduğumuz bir varoluştur.

Siz ne zaman, nerede, ne yaparken AKIŞ’tasınız?

Ayşegül Kalem Ertal

Uzm. Klinik Psikolog / Yönetici Koçu

Referanslar

Aşçı, F. H. ve Diğerleri (2007). Durumluk ve Sürekli Optimal Performans Duygu Durum-2 Ölçeklerinin Uyarlama Çalışması,  Spor Bilimleri Dergisi- Hacettepe Journal of Sports Sciences, 18 (4), 182-196

Csikszentmihalyi, M. ve Jackson, S., A.  (1999). Flow in Sports: The keys to optimal experiences and performances. Human Kinetics: UK.

Young,  A., J. ve Michelle, D. Pain, The Zone: Evidence of a Universal Phenomenon for Athletes Across Sports, Monash University, Melbourne, Australia.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: